websiteleri ve hazır sistem | Kategori:Hede Hödö Yazılma: 07.05.2007 | Okunma: 275276 | Yorumlanma: 3
websitesi açan çoğu kişinin hayalidir, özellikle ilk kez web sitesi açanların, "bu site büyüyecek çok insan siteye girecek sitenin adı duyulacak" vs..
gerekli emek sarfedilince bu tabi ki olur.. ama acaba gerekli şartları sağladınız mı?
internette bir web sitesi açmak artık çok kolaylaştı. hosting firmasına söylüyorsunuz domaini alıp ayarlıyor size siteyi teslim ediyor. siz ise xoops gibi, smf gibi hazır ücretsiz sistemleri birkaç tıklamayla kurabiliyorsunuz. hele "fantastico" denen özellik varsa web hosting panelinde, 1 dk'dan daha kısa sürüyor bu kurulum ve websiteniz hazır oluyor. sonra başlayın içerik doldurmaya.. fakat şöyle bir durum var, bunlar ücretsiz hazır sistemler oldukları için kullanım alanları çok geniş ve bir yere kadar sitenize destek olabiliyor.
sitenizin amacı ne olabilir? mesela, kişisel bir site açmak istersiniz hastablog wordpress gibi bir blogger sistemi kurup günlük tutarsınız. herhangi bir konuda bilgi arşivi oluşturmak istersiniz xoops joomla gibi bir portal kurup içerik eklersiniz. ama şu bir gerçek, hazır sistemle büyüyüp adınızı duyuramazsınız. çünkü, içeriğiniz ne kadar iyi olursa olsun, kullandığınız hazır sistem ne kadar iyi olursa olsun herkesin yapabileceği birşeydir o, bir emek, bir çaba, bir itibar ifade etmez.
eğer "duyururum sitemi süper olurum ben en iyisiyim ortamım süper" gibi bir çabanız yoksa hazır sistemler çok ideal, sonuçta kişisel bir site için veya sizin emeğinizle var olmuş bir portal için fazlasına gerek yok. fakat, bir sitenin büyümesi için, saygıdeğer bir site olması için, içerikten önce kullandığı sistem geliyor. yani, 1000 tane hoş özelliği olan bir hazır sistem kullanacağınıza 3 tane özelliği olan bir özel yazılım kullanmak sitenizi daha çok yüceltir.
basit bir örnek kucukresim.com, kesinlikle en iyi resim upload scripti değil, ama kendi yazılımım ve bir eşi başka yerde yok. istediğim gibi geliştirip istediğim gibi özellik ekleyebiliyorum vaktim oldukça. ondan daha önemlisi, scriptin alt tarafında bir hazır sistem imzası yok, hele hele hazır sistem kullanıp o imzayı silerek sahiplenme ezikliği hiç yapılmamış. bu yüzden itibarı yüksek bir sistem küçükresim, büyümeye açık bir sistem. aynı örneği büyük gazete siteleri için de verebiliriz. hiti yüksek olan sitelere baktığınızda kaçında hazır sistem göreceksiniz?
gelin, hazır sistemle süper olma çabasından vazgeçin. internette bi halta yaramaz siteler açarak kirlilik yaratmayın. kişisel bir amaçla site açıyorsanız lafım yok, ama gelin biz süperiz adı altında hazır sistem kurup interneti mahfetmeyin. yazın ya da yazdırın, itibarınız olsun..
Siyaset, Din ve Muhtıra | Kategori:Hede Hödö Yazılma: 29.04.2007 | Okunma: 151152 | Yorumlanma: 0
Bugünlerde heryerde tartışılan ve milletimizin içinde olduğu belli bir süreç var.
Kendi bilgilerim dahilinde açıklama getirme amaçlı birşeyler yazayım.
Anayasamız der ki, bir insana "sen nasıl müslümansın" demek, sorgulamak
bir suçtur. Yani, milletimizde kesinlikle insanların inançları yüzünden
ayrım yapılmayacaktır.
Daha birçok madde ile anayasamızda laikliğin tam bir tanımı yapılmıştır.
Şimdiki duruma baktığımızda, böyle bir sorgulama yok. Fakat toplumu özendirme var. Kutlu doğum haftası olsun, küçük kız çocuklarının tesettür giyimle kuşatılıp ilahi söyletilmesi olsun, özendiriliyor insanlar. Bu neye yol açacak, en basitiyle zaman içerisinde başı açık insanlara "ahlaksız" gözüyle bakılması, bu uğurda cinayetler işlenmesi ve dinin insanlara yasalarla olmasa da, güvenli yaşama korkusuyla dayatılmasına yol açacak.
Hükümet, bunların sonuçlarını biliyor ya da bilmiyor yorum yapmıyorum ama, yazdıklarımın olmaması için bunları engellemekten sorumlu. Engelliyor mu, hayır, daha da el ayak oluyor. Yani en azından izledikleri yol o şekilde.
Herkes darbe karşıtı. Herkes orduya tepkili durumda. Fakat şu unutulmamalı, ordu, bir muhtıra yayınlarken, bir açıklama yaparken, bir kişinin bir anlık düşüncesini açıklamıyor. Mutlaka uzun uzun düşünülüp de kararlar veriliyor. Ve ordu "endişe var" diyorsa bunu eleştirmek yersiz olacak, şüphesiz ki anayasayı en iyi uygulayan kurumlardan birisi ve laikliğin bir numaralı koruyucusu ordu.
Orduyu açalım, ordu nedir, kurtuluş savaşını yapıp Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağlayan kurum, halkın oluşturduğu bir kurum, halkın iradesinin oluşturduğu bir kurumdur ve ordunun "endişe var" demesi, birşeylerin yolunda gitmediğinin, rayından çıkmaya başladığının işaretçisidir.
Durum şu ki, ordu bu açıklamayı yaptıysa sorgulayacak birşey yok orduda. Yolunda gitmeyen şeyleri sorgulamak lazım. Çünkü ordu, siyasete politikaya el atacak bir kurum değil. Tehlike var diyorsa vardır, hükümet tehlikeyi gidermezse de darbeyle kendisi giderir. Orduyla siyaset yapıp orduyu egale etmeye çalışmak çok mantıksızdır.
Umarım hükümet akıllı adımlar atmaya başlar ve darbe olmadan herşey güzel sonuçlanır. Hükümetin hala yolunda gitmeyen şeyleri kabullenmemesi hiçbirşeyin çözümünü değil, darbeyi getirecektir, kimse istemese de, laikliği ve temel değerleri koruma adına gerekli olan en son çözümü getirecektir.
| | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
kapak olsun ! | Kategori:Hede Hödö Yazılma: 28.04.2007 | Okunma: 138139 | Yorumlanma: 2
Günlerdir gözlerimi dolduran üzüntü bu açıklama ile son buldu ve yüzüm tekrar güldü. Halkın dini duygularını sömürüp laikliği baltalayanlara ve bunu demokrasi adı altında saklamaya çalışanlara kapak olsun. Türkiye laik kalacak. Ne mutlu Türküm diyene!
Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı açıklama yazının devamında, okursanız bazı gerçeklerin farkına varabilir ve ne kadar yerinde bir hamle olduğunu görebilirsiniz.
“Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel
değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir
kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede
edilmektedir.
Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli
dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak
yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile
ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza
alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi
kapsamaktadır.
Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal
dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir
meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak,
asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve
küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin
birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle
şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.
Bu bağlamda; Ankara’da 23
Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde
kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu
baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.
22 Nisan 2007
tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden
gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması
gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş
küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada
Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek
geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya
konulmuştur.
Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum
Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri
verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa
düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı
olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer
beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda
kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de
kaygıyla izlenmiştir.
Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli
Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu
tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit
edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar
bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı
gözlenmiştir.
Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür
olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların
müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da
vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Cumhuriyet
karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka
amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve
söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını
genişletmektedir.
Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve
inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği
felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir
inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin
inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke
dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı
bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin
çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek
şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine
sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.
Bu tür davranış ve
uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde
yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde
değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile
tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal
ettiği açık bir gerçektir.
Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi
sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış
durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile
izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu
tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk
Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki
yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve
davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan
kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.
Özetle, Cumhuriyetimizin
kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına
karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması
için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine
getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu
kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.”
| | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
atalarımızın uğrunda nice kanlar döktüğü cumhuriyet ve laiklik çok büyük bir tehlike altında.
yazımın devamını okuyanların saçma sapan eleştiri yapmadan önce, "laiklik" kavramının anlamını araştırmalarını öneriyorum. burayı tıklayarak da laiklik hakkında bilgi edinebilirsiniz.
çok uzun yazmayacam, siyasi konularda çok iyi olduğumu söyleyemem, sadece gözlerimin dolmasını sağlayan tehlikeyi açıklamaya çalışıcam..
cumhurbaşkanımız, oldukça laik bir insan. hükümetin bazı kararlar almasını engelleyerek elinden geldiği kadar laikliği korumaya çalıştı ve oldukça iyi şeyler yaparak şimdilik bunu başardı. engellenen kararların arasında "zinanın suç sayılması" da vardı.
özgür bir ülkede yaşıyoruz. dini kesinlikle eleştirmek gibi bir amacım yok, zina günahsa günahtır, öbür tarafta hesabı sorulur. bırakın bu tarafta insanların özgürlüğünü engellemeyin.
zina sadece bir örnekti, hükümetin görevde olduğu süreci incelerseniz ne gibi kararların veto edildiğini görebilirsiniz, çoğu islam dini ile ilgili, islam dinini anayasaya sokmakla ilgili kararlar. hükümetin ilgilenmesi gereken bir eğitim sorunu, öss sorunu ve daha nice sorunlar varken, hükümet zinayı suç yapmaya, imam hatip liselerini geliştirerek daha çok küçük çocuğun islam dininin ne olduğunu bile bilmeden kabul etmesine çalıştı.
islam dini tabi ki güzel, ama bırakın her insan kendi dinini kendi seçsin. küçük yaştan bir dini bir çocuğa öğretmek güzel, çocuk ilerde istediği gibi dinleri araştırarak kararını verebilir ve insanların din özgürlüğü olması gerektiğini kavrayabilir. ama küçük yaştaki bir çocuğa müslüman olmayanların terörist olduğunu öğreterek militan yetiştirmek, bu çocukların kendi kararlarını veremeyen, büyükler tarafından köle ve militan olarak kullanılan bir kitle olmasına yol açar.
şimdi ki şöyle bir durum var. cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak ve hükümetten birileri başa geçtiğinde laikliği bozan maddeleri anayasaya sokmayı engelleyecek birşey kalmayacak. atatürk, atatürkçülük ve atatürk ilkeleri anayasadan silinecek, atalarımızın uğruna kan döktüğü herşey yok olacak, dini silah olarak kullanan güçlerin yönettiği bir sömürge ülke haline gelecek güzel ülkemiz. hemen olmayacak tabi ki, ama ileri bakınca bunu görebilirsiniz.
avrupa birliğine girme çabalarıymış bilmemneymiş.. hepsi sadece göz boyaması bence. laik görüntüsü çizerek laikliği baltalama çabası, bir nevi kaleyi içeriden fethetmek. gerçekten güzel bir siyaset, çok harika bir siyasi strateji. ama bunun millet olarak bize hiç bir getirisi olmayacak, sonuçları da çok acı olacak.. dini silah olarak kullanan allahsızların kölesi olan bir millet olma yolunda ilerlemek..
çok yazık oluyor milletime.. laik olmayan bir ülke asla ilerleyemez ve köle olmaktan öteye gidemez.
umarım hiçbirşey korktuğum gibi olmaz.. zaman gösterecek..
Not: Zinanın TDK'ya göre kelime anlamı: "Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki." insanların istediği gibi sex yapmasını engellemek özgürlüğü engellemektir. dinen günahsa öbür tarafta sorarlar hesabını. kimsenin özel hayatını sorgulamak kimseye düşmez.
hazımsızlık | Kategori:Hede Hödö Yazılma: 19.03.2007 | Okunma: 203204 | Yorumlanma: 0
psikolojisi bozuk çok insan var memlekette..
yapılan bir iş için, tebrik ederim demek yerine, yapılan işi her anlamıyla kötülemek veya sahiplenmek de bu psikolojisi bozukların yapacağı birşey ancak..
yazımda asla isim kullanmayacağım, sadece enstanteneler vereyim.
hastablog v2 çıktı, ciddi anlamda fonksiyonel ilk scriptim, yani bu sitedeki script. Eksikleri vardı, hataları vardı, gelen güzel eleştiriler ile bunlar giderildi, bu eleştirileri yapanların ve beni uyaranların, bazıları tanımadığım insanlar bile olsa, hakkını yiyemem.
ama bazıları çıktı ki, kendileri bile bu scripti kullanmalarına rağmen bok atmaya başladılar scripte. ama kullanmaya devam ettiler. hele bi tanesi var ki, üstüne yattı scriptin. sanki kendisi yapmış gibi, copyright bile değiştirerek kendine mal etmiş scripti.
bu kişiler çekememezlik sorunlarının yolaçtığı psikolojik sorunlar yüzünden de, sadece scripte değil, yaptığım bütün işlere bok atmaya başladılar. kendileri de webci geçinen bu kişiler yaptığım işlerin %1'ini bile yapamayacak durumda oldukları halde, sanki çok biliyorlarmış gibi bok attılar.. ellerine ne geçti? hiçbirşey.. ben zarar gördüm mü? hayır. sonuç olarak sinirleri bozuluyor insanın..
artık insanlarla uğraşmayayım diyorum ama işin boku iyice çıkmaya başladı. bana yapılanları bi kenara attım ve karşılık vermedim ama durmadılar.
bir zarar gördüğüm yok, ama içimdeki intikam duygusu canlanıyor bu şekilde. kimseye neler yapabileceğimi söylememiş olmam ya da kimseyle uğraşmıyor olmam, bu kişilere birşey yapamayacağım anlamına gelmiyor.. şunu bir anlasalar..
olay sadece etki-tepkiden ibaret.. hani bir yayı gerersiniz, gerersiniz, o süre içinde yay bir tepki vermez, fakat son noktaya geldiğinde elinizden kaçar ve elinize çarpıp yara yapar. aynen öyle. etkiler arttıkça, tepkinin gücü de büyüyor.. aciz değilim ve olmayacağım da..
bütün olay insan olmakla, insanlara saygı duymakla ilgili.. başka hiçbirşey değil.. kimseyi istediğiniz gibi davranması için zorlayamazsınız.. davranmadığında o kişiyi suçlayamazsınız.. çünkü kimse kimsenin sahibi değil..
birşeyler birikiyor, birikmeye de devam edecek.. ve patlama anı geldiğinde.. hiç iyi şeyler olmayacak..